Sevgili okurlar;
Genç insanların hayalleri, yaşlı insanların da hatıraları ile yaşadıkları hususu, toplumumuzda kabül görmüş bir görüştür. Bu kabulleniş genel anlamda doğrudur da, yine de genelleme yapmak ne derece doğrudur tartışılır. Zira, ister genç, isterse yaşlı olsun, hayalleri olmayan insanların yaşam kaynakları da bir bakıma dumura uğramıştır.
İzninizle ben kendimden örnek verecek olursam, giderek yoğunluğu azalsa da, benim de hayatım boyunca çok hayallerim olmuştur. Gerçekleşmeyen ve hayal kırıklığı yaratanların yanında, gerçekleşip hayatıma damga vuran ve gerçekleşmek üzere olan, çok güzel hayallerim için Tanrı’ya ve bana mutluluğu yaşatacak olan güzel insanlara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Şükürler olsun.
Değerli dostlarım, aklım siyasete erdiğinden bu yana, güzel ülkem ve milletimiz için de hayallerim vardı. Ben yıllardır “Az gelişmişlik” ifadesine antipati duydum. Hep istedim ki, güzel ülkem bu az gelişmişlik çemberini kırarak, gerek ekonomik, gerekse sosyal ve tam demokrasi alanlarında “Gelişmiş ülkeler” sınıfına atlasın ve bizim insanlarımız da mutlu,mesut yaşasın. Hayallerini gerçekleştirsin.
Yaklaşık yarım asır önce bizimle aynı gelişmişlik düzeyinde olan İtalya, İspanya, Güney Kore ve birçokları bugün ülkemizin arşın arşın önüne geçmişlerdir. Halbuki, ülkemizin kurucu önderi Atatürk, Cumhurbaşkanlığı yaptığı 1923-1938 arası yoksulluk yıllarında, her alanda gelişmeye giden yolların temmellerini atıp, kendinden sonra gelen yöneticilere yol gösterici olmuştur.
Daha sonra ülke yönetimine gelen politkacılar maalesef siyaseti ideolojik temeller üzerine oturtarak toplumu kutuplara bölmüşlerdir.
Ülke çıkarları yerine, kendi çıkarlarını ön planda tuttukları için, ülkenin gelişiminde başarılı olamamışlardır.
Örneğin, eğitim alanında bu ülkenin önünde umut ışığı olan Köy Enstitüleri, toprak ağası politikacıların isteği üzerine kapatılmıştır. O tarihlerden yetmiş yıl sonra bile, eğitim-öğretim sistemi çağ dışı ideolojilerin esiri olarak adeta yerlerde sürünmektedir. 21. YY’ da bakanlığın başında bulunan zat, dini cemaat ve tarikatları, sivil toolum kuruluşları olarak kabul ettiklerini söylemekten çekinmemiştir.
Şimdi ise, hukukun siyasallaştırılması ve iktidarın baskıları sonucunda, CHP’nin 2,5 yıl önce yapılan ve Sn.Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultay Mutlak Butlan olarak yok sayılmıştır. Önceki genel başkan Kemal Kılıçtaroğlu ve arkadaşları hiç utanıp sıkılmadan bu şekilde partiye dönüş onursuzluğunu kabul ederek, iktidar partisinin ekmeğine yağ sürmüştür.
Bunun sonucunda benim uzun yıllardır içimde beslediğim ülkemle ilgili hayalim hüsrana uğramıştır.
Sevgili dostlarım, ben bu çürümüşlükten kendime yeni bir hayal alemi yarattım. Rakiplerine tüm bu kötülükleri yapanların, aynısı, hatta daha beterlerine maruz kalmalarına şahit olacağım zamana kadar yaşama sıkı sıkıya bağlı kalacağım.
Sağlıklı ve mutlu kalın.
