Sevgili okurlar,
Hepimizin malumu olduğu üzere, ülkemizdeki mevcut ekonomik krizin yükünü, maaşıyla geçinen emekli, işçi, memur ve küçük esnaf çekmektedir. Bu acı gerçeğin başta gelen sebebi ise, bu kitlelerin mensubu olduğu sendikaların başında olan kişilerin, başarısızlıklarına rağmen, yıllardır ballı koltuklarına yapışıp kalmaları ve muhafazakâr hükümetlere hoş görünmeleridir.
Örneğin;
Memur-Sen Başkanı Sn.Ali Yalçın 11 yıl,
Türk-İş Başkanı Sn.Ergun Atalay 11 yıl,
Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Başkanı Sn. Bendevi Palandöken 36 yıl boyunca aynı makamları işgal ediyorlar.
Bu başkanlar, her pazarlık dönemi öncesinde, üyelerinin mağduriyetlerini dile getirerek, yüksekten atıp tutarlar. Sonunda ise, hükümetin teklif ettiği düşük ücretlerin altına imzalarını atarlar. Onlar da bilirler ki, gerçek güçlerini kullanıp, isteklerinde ısrar ederlerse anında oturdukları koltuklar altlarından gidecektir. Zaten işçi ve memurdan daha çok, hükümete yakın oldukları her tavırlarında görülmektedir.
Büyük çoğunluğu 24 yıl boyunca devlet yönetiminde bulununan AKP hükümetleri tarafından konsolide edilmiş, üyeleri de bu başkanlara oy vermeyi kendilerine mübah sayarlar.
Örneğin, Memur-Sen Başkanı Sn.Ali Yalçın’nın yaptığı son konuşmada kullandığı dil, sahadaki memurun yaşadığı ekonomik daralmayı ve geçim sıkıntısını karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu gün kamu çalışanları yüksek enflasyon, hızla eriyen maaşlar ve artan yaşam maliyetleri karşısında yaşam mücadelesi veriyor. Başkan ise, bu sorunları güçlü bir şekilde dile getirmek yerine, mevcut durumu kabullenir bir çizgide durmaktadır.
Kamu çalışanları artık somut talepler ve net kazanımlar görmek istiyor.
Sn.Başkan son demecinde, “Hakemin verdiği zam iki-üç ayda eriyor” diyerek aslında kendi başarısızlığını kabulleniyor ama 11 yıl boyunuca da o koltuğu işgal etmekte bir sakınca görmüyor. Başarısızlık tescillenince de ister istemez o başkanın aylık geliri de merak konusu oluyor. Başkan Sn. Ali Yalçın’nın aylık maaşının 500 bin TL olduğu ortalıkta yazılıp, söyleniyor.
Sn. Ali Yalçın toplantı esnasında yaptığı konuşmada ” Cumhuriyet yüz yıllık narkozdur” şeklinde nankörce bir laf etmiş.
Muhterem okurlar,
Atatürk Cumhuriyet’ine, buna benzer densizlikler daha önce de başkaları tarafından yapılmıştı. Bu tavırlar hep birilerine veya bir yerlere yaranma telaşından kaynaklanmaktadır. Bu hain zihniyeti adeta ağızlarında sakız gibi çiğniyorlar. Umarım o sakız bir gün gırtlaklarına yapışarak nefeslerini kesecektir.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurup, gelecek nesillere emanet ettiği Demokratik Cumhuriyet ilelebet ayakta kalacaktır.
Sağlıkla ve mutlu kalınız.

Kalemine sağlık abiciğim iyi akşamlar