DOSTLUĞA DAİR

D

Sevgili dostlar, hayat insana her zaman büyük mutluluklar sunmuyor. Kimi zaman, omuzlara ağır yükler, kimi zaman da yüreğindeki sessiz sızılara katlanmak zorunda bırakıyor. Bütün bunlara rağmen, yaşamın içine serpiştirilmiş öyle küçük mutluluklar vardır ki, insanı yeniden hayata bağlamaya yetiyor.


Benim için o mutluluklardan biri, her yaz Alanya’da dostlarla yeniden bir araya gelmektir.
Özellikle Alanya’da çarşamba gecelerinin tadı bir başkadır.


Güneş, Akdeniz’in maviliklerine veda ederken, bizler elbirliğiyle sahilde kumların üzerine konuşlandırdığımız, mütevazi bir çilingir sofrasının etrafına çepeçevre yerleşiriz. O sofranın zenginliği ne tabak-çanakta ne de kadehlerdedir.


Herkesin kendi emek ve becerileriyle hazırladığı değişik mezeler de kimsede bir heyecan yaratmaz.
Asıl heyecan, dostluğun sıcaklığında, içten kahkahalarda ve yılların eskitemediği arkadaşlık bağlarındadır.


Sağlığım el vermediği için, ne eskisi gibi yiyebiliyorum ne de kadehlere eşlik edebiliyorum. Ama arkadaşlarımın kadehleri, benim soda bardağıma tık demeden yeme, içme aktivitesine de geçilmiyor.


Her birimiz gençliğimizin Çiçek Pasajı kürtürüne sahip olgunluktayız. Böyle olduğu için de aldığımız tad bir başka. Anladım ki, insanı doyuran; bir dostun omuzuna dokunan eli, bazen samimi bir tebessüm, bazen de, aynı şarkıya eşlik eden, amatör, içten sesler…


Sevgili arkadaşımız Mehmet, kanunun tellerine dokunduğunda gecenin rengi değişir.
Ona uyum becerisini en fazla Mustafa ve Merih arkadaşlarımız gösterir.


Usta ellerin maharetleriyle, tellerden yükselen nağmeler, denizin kıyıya vuran dalgalarıyla bir birine karışır.
Yerli ve yabancı etrafımızdaki bazı insanların da, masamızdaki cümbüşü, imren içerisinde izlemek için, sahilden gidişlerini geciktirmeleri de gözlerimizden kaçmamaktadır.


Kimi zaman eski bir şarkı bizi gençlik yıllarımıza götürür, kimi zaman, hüzünlü bir türkü sessizce yüreğimizin en derin köşesine dokunur.


O anlarda; takvimler durur, yıllar geri çekilir ve hepimiz aynı dostluk duygularıyla gençlik yıllarımıza gideriz.
Belki mutluluk denen şey de tam olarak budur.
Dünyanın telaşını bir kaç saatliğine de olsa unutabilmek az şey midir?


Nihayet, gecenin sonunda, bütün yorgunluğumuzu sahilde bırakıp, evlerimize dönerken, yüreğimizde kocaman bir manevi zenginlik hissedebilmek ne muhteşem bir şey.
Zira gerçek servet “paylaşılmış anılar, eskimeyen dostluklar ve birlikte söylenen şarkılardır.”
İnsan yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyor. Hayatı güzelleştiren şey yıllar değil, o yılların içine sığdırabildiğimiz güzel insanlardır.

İyi ki varlar, iyi ki varız…
Dostluk ve dostlarınızla kalın.

Yorum Ekle