Yıl 1980, İstanbul’da karlı bir kış günü. Girişteki kapı görevlilerine varacağım noktaya olan en kestirme yolu sorduğumun bilincinde olmasam kendimi Alucra-Kamışlı köyünün kara kışının kucağına düşmüş hissedeceğim. Oldukça fazla bir kar tabakasıyla kaplı patikadan tepeye doğru zar zor tırmanmaya çalışıyorum. Kendi kendime de ‘’Yahu bu porselen fabrikasını yapacak başka bir yer bulamamışlar mı...
