gÜven yoksa umut da yok

g

Sevgili okurlar, sevgili oğlum Mehmet Can ve sevgili kızım Güler’in sürpriz bir şekilde nişan yüzüğü takmaları haricinde, kendi özelimde ve ülkem adına çok sıkıntılı geçen 2025 yılını geride bırakarak 2026’dan gün almaya başladık bile.
İçinde bulunulan şartlar ne kadar elverişsiz, sahip olunan olanaklar ne kadar yetersiz olsa da ben hep “Umudumuzu kaybetmeyelim, enseyi karartmayalım.” diyenlerden oldum. Ancak, bu görüşü muhafaza edebilmek için daha kaç yıl geçmesi gerekecek tahayyül edemiyorum.Sabır taşının çatlamasına rağmen, bir nebze nefes alıp oh diyebileceğimiz günlerin ışığı henüz ufukta görünmüyor.


Zira, 24 yıl boyunca ülkede söz sahibi olan kadronun, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen zihniyet değiştirmeye, geçmiş hatalarından kendine ders çıkarmaya niyetleri olmadığı artık anlaşılmıştır.
Partili cumhurbaşkanlığı gibi ucube bir yönetim şeklini ülkemizin başına bela ederken “Her yönüyle ülkeyi uçuracağız” vaadinde bulunanlar, uçması gereken kuşun kanatlarını yolduktan sonra, halen ondan uçmasını beklemekteler.


Öte yandan 15 milyon seçmenin tensibini alan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İBB Başkanı Sn Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, yine bazı CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları, ilçe belediye başkanları ve onların önemli mevkilerdeki bazı bürokratları, kılıfına uydurulmaya çalışılan altı boş, temelsiz iddialarla hapiste tutuluyor. Bu insanların bazıları da ciddi derecede sağlık sorunları yaşıyorlar.


Daha geçtiğimiz günlerde AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Sn.Recep Tayyip Erdoğan kendi camiasına mensup insanlara yaptığı bir konuşmada “Bakalım cumhurbaşkanlığı hedefi yolunda daha kaç CHP’li siyaset girdabında telef olup gidecektir” demiştir.
Bu tavır demokrasinin var olduğu iddia edilen bir ülkede, cumhurbaşkanı’nın ana muhalefet partisine söylemesi gereken bir söz müdür Allah aşkına? Bu davranışı partili partisiz her sağduyulu insanın takdirlerine arzediyorum.


Ülkede kendilerini tek söz sahibi konumuna sokan Cumhurbaşkanı’nın bu beyanı ortadayken, Adalet Bakanı’nın her ağzını açtığında”Yargı siyasetten bağımsızdır” diyebilmesi, içi tamamen boş bir iddiadır. Bunu söyleyerek, demokrasiye inanan hangi vatandaşı kandırabilirsiniz?
Halkın iradesine saygı göstermeyerek daha ne kadar süre o ballı koltuklarınıza yapışıp kalacaksınız?
Kendinize güveniyorsanız erken seçime gitmek sizin iradenize bağlı. Sandıktan, güven tazeleyerek çıkarsanız o koltuklar sizlere helal olsun.
Sözün kısası değerli gazeteci Necati Doğru’nun da bir makalesinde belirttiği gibi;
*Sorunlar büyüdü,
*Adalet yara aldı,
*Eşitlik hançerlendi,
*Güç tek elde toplandı.


Değerli arkadaşlarım, 2025 yılı ve öncesi için her konuda iktidar sahiplerine olan güven, erezyona uğrayıp yok oldu. Güvenin olmadığı yerde umuttan da bahsetmek en doğru tabirle abesle iştigaldir. Ben yine de iyimser karakterime sığınarak 2026 yılının toplum ve ülkemiz için mutlu ve refah içinde geçmesini temenni ederim.Zaman hızla geçiyor. Mutlu bir azınlık yerine ülkemizdeki her kesimin o mutluluğu çoktan hak ettiğine inanmaktayım.
Mutluluğun hayata geçmesi için de her alanda ülkemizde köklü değişikliklerin gerekliliğine nacizane vurgu yapmak istiyorum


Mutlu ve sağlıkla kalın.

1 Yorum

  • güzel bir yazı daha çok teşekkürler abiciğim kalemine sağlık 👏